Türkiye İlaç Sektörü 2025 Görünümü: Sağlık Lojistiği Açısından Ne Anlama Geliyor?

Turkiye Pharmaceuticals Logistics Sector Wiev 2025

12/26/20253 min oku

Türkiye İlaç Sektörü 2025 Görünümü: Sağlık Lojistiği Açısından Ne Anlama Geliyor?

Türkiye ilaç sektörü, 2025’e girerken hem büyüklüğü hem de yapısal dönüşümüyle sağlık lojistiği açısından kritik bir döneme girmiş durumda. Son yıllarda artan sağlık harcamaları, yüksek maliyetli tedavilere yönelim ve ithal ürün bağımlılığı; depolama, dağıtım ve tedarik zinciri yönetimini her zamankinden daha stratejik hale getiriyor.

Bu yazıda, 2025 görünümünü sağlık lojistiği odağında ele alıyor; sektörün lojistik altyapıya etkilerini ve önümüzdeki dönemde öne çıkacak başlıkları değerlendiriyoruz.

Türkiye İlaç Pazarı Büyüyor, Ama Dengeler Değişiyor

Türkiye ilaç pazarı, 2024 itibarıyla hem TL hem de dolar bazında büyümesini sürdürmüş durumda. Ancak bu büyümenin temel kaynağı hacim artışı değil, fiyat etkisi. Kutu bazında satışlar daralırken, toplam pazar değeri artıyor.

Bu tablo sağlık lojistiği açısından önemli bir gerçeğe işaret ediyor:

  • Daha az sayıda,

  • Daha yüksek değerli,

  • Daha kritik ürünlerin taşındığı bir dönem başlıyor.

Bu da lojistikte “hacim yönetimi”nden çok ürün güvenliği, izlenebilirlik ve mevzuata uyumun öne çıkması anlamına geliyor.

Yerli Üretim Güçlü, İthal Ürünler Kritik

Kutu bazında bakıldığında Türkiye’de satılan ilaçların büyük bölümü yerli üretim olsa da, pazar değerinin önemli bir kısmı ithal ürünlerden oluşuyor. Özellikle:

  • Onkoloji ürünleri

  • Biyoteknolojik ilaçlar

  • İnsülinler ve kan ürünleri

  • Bazı aşı grupları

ithalata bağımlı kalemler arasında yer alıyor.

Bu ürünlerin ortak noktası ise:

  • Soğuk zincir gereksinimi

  • Kısıtlı raf ömrü

  • Yüksek birim maliyet

  • Regülasyon hassasiyeti

Dolayısıyla ilaç lojistiği artık yalnızca “depolama ve dağıtım” değil; risk yönetimi ve kalite güvencesi işi haline geliyor.

Soğuk Zincir ve Kontrollü Depolama Artık Standart

Yüksek fiyatlı ve biyoteknolojik ürünlerin payı arttıkça, GDP uyumlu depoların ve izlenebilir taşıma çözümlerinin önemi de artıyor.

Önümüzdeki dönemde sağlık lojistiğinde:

  • 2–8°C ve kontrollü oda sıcaklığı depolar

  • Anlık sıcaklık takibi

  • Dijital kayıt ve raporlama

  • Parti / seri bazlı izlenebilirlik

  • Denetim ve geri çağırma senaryolarına hazır altyapılar

artık rekabet avantajı değil, temel gereklilik haline geliyor.

İhracat Artıyor, Lojistik Kalite Daha Kritik

Türkiye ilaç ihracatı son yıllarda miktar bazında artış gösteriyor. Ancak kilogram başına ihracat değeri hâlâ gelişmiş ülkelerin gerisinde.

Bu farkın kapanabilmesi için yalnızca üretim değil;

  • Uluslararası standartlarda depolama

  • Validasyonlu lojistik süreçler

  • GMP–GDP uyumlu tedarik zinciri

  • Güvenilir ve şeffaf lojistik partnerler

belirleyici rol oynuyor.

Özellikle Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına yapılan ihracatta lojistik kalitesi, ürünün pazardaki kabulünü doğrudan etkiliyor.

Sağlık Lojistiği 2025’te Nereye Gidiyor?

2025 ve sonrasında Türkiye’de sağlık lojistiği için öne çıkan başlıkları şöyle özetlemek mümkün:

  • Yüksek değerli ürün lojistiği artacak

  • Soğuk zincir kapasitesi daha da önem kazanacak

  • Dijital izlenebilirlik ve veri bütünlüğü zorunlu hale gelecek

  • Denetimlere hazır, dokümantasyonu güçlü lojistik yapılar öne çıkacak

  • 3PL’lerin yalnızca operasyonel değil, regülasyonel partner olması beklenecek

Sonuç: Sağlık Lojistiği Artık Stratejik Bir Alan

İlaç sektörü büyürken, lojistik artık bu büyümeyi “taşıyan” değil, şekillendiren unsurlardan biri haline geliyor. 2025 itibarıyla sağlık lojistiği; kalite, güvenlik ve mevzuat uyumunun kesiştiği stratejik bir uzmanlık alanı olarak konumlanıyor.

Sagliklojistigi.com olarak amacımız; bu dönüşümü sadece izleyen değil, anlayan ve yöneten bir bakış açısını sektöre kazandırmak.